Bu Blogda Ara

Suzan Samancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suzan Samancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2013 Cumartesi

Kıraç Dağlar Kar Tuttu, Suzan Samancı

 "dayanmalısın, derdim kendi kendime."

"her şey kabuk değiştiriyor, sancılar çoğalıyor. anlaşılmaya çalışmaktan yoruldum. ait olma sendromu başladı. ben hiç bir yere ait değilim ki. yurtsuzum, kimsesizim."

"düşümde umut kırıntıları topluyorum."

"ve özgürlüğü ilkin içimizde yeşertmeyi, sonra gökyüzünde aramayı öğreneceğiz."
 
"kentimin karnalıklarını aydınlatacak gerçek ışığı özlüyorum. ver elini zeytin dalı."

"artık hiç kimseden selam beklemeyeceğim. onalrı hoşnut etmek için çaba da harcamayacağım. korkularımı eritmek için hep yürüyecek ve okuyacağım. cesaretleneceğim."

Korkunun Irmağında, Suzan Samancı

 "korkularımız içimizde ırmak oldu, yılan oldu. kim bilebilir ki!.."

"konuşamazsak yüreğimiz tümden kurur!"

"delirmek kolay değil, ölümü seçmek de..."

"korkunun doruğunda cesaret vardı, biliyordum."

"bir boşluk, yalnızlık, uzaklık... sarı bozkırda ilerleyen trende gibiydim sarsıla sarsıla ağlamak istiyordum."

"kendini garipsiyordu Rojhılat. garipsemesi hiç bitmiyor. biterse her şeyin biteceğini biliyordu, çünkü."

"insanı yoran bitiren, amaçsız olmak!"

"inanmak, her ne olursa, bir şeylere, inanmak diri tutuyor insanı."

14 Şubat 2013 Perşembe

Reçine Kokuyordu Helin : "Çı ma hvê dınyayê cı jimera tenge! Ka insaneti?"

Reçine Kokuyordu Helin, Suzan Samancı'nın on beş kısa öyküsünden oluşan bir kitap. Her öykünün kendine has bir kokusu var, kitabın adından da anlaşılacağı gibi. Saçları reçine kokan Helin, böğürtlen kokulu bahçeler, Berçem'e göre bostan kokulu olan kavun kokulu sakız ama en çok da yoğunlaşan sis, barut ve yanık kokusu olan öyküler...

Güneydoğu insanını anlatan kitap, gerçekçi bir anlatımla yöre insanını ve yaşadıklarını gözler önüner seriyor. Öykülerin birindeki Jiyan'ın amcasına "Çı ma hvê dınyayê cı jimera tenge! Ka insaneti?" diye sorar. Cevabı yoktur bu sorunun, öyküde bu soruyu duyanlar sessizce ağlarlar, çünkü. Dipnottaki çeviri de ise yazan şu cümledir, "Neden bu dünyada yerimiz dar, hani insanlık."

Bir başka öykü de ise demirci ustası, "Yüreğimizdeki sevgi kardeşlik kokusu yok olmasın, sarsın yediveren gülleri gibi her yanı..." diyor.  

Çok bilinen bir kitap olduğunu sanmıyorum ama yine de bulmak zor değildir. Demem o ki;  okuyunuz, okutunuz, düşününüz ve hissediniz.